Kuşmer Yaylası'nın eski haliyle şu anki durumu, gerçekten de zamanın ve değişimin nasıl bir dönüşüm ortaya çıkardığına çok çarpıcı bir örnek.
Eski halindeki taş duvarlı, ufak pencereli eski yayla evleri; misafir ve yatak odası, mutfak ve oturma odasının iki işlevli kullanılıdığı yaylacılık mahsüllerinin saklandığı birde kilerden oluşan o sade ve çok işlevsel yapılar; insanların doğayla uyum içinde, sakin ve basit bir yaşam sürdükleri yerlerdi. Ama şimdi, o eski kuşmer yaylası, geçen zaman içerisinde görenlerin burası Bayburt'un hangi ilçesi diye sorduğu büyük bir şehir haline gelmiş.Böylesine bir dönüşüm, yalnızca fiziksel yapıları değil, bir kültürü, bir yaşam biçimini de beraberinde değiştiriyor. Artık o taş duvarlı küçük yayla evlerin yerini, betonarme yapılar ve modern altyapı olanakları almış. Belki de eski yaylanın o samimi, sade yaşam tarzı yavaşça kaybolmuş, yerini şehir hayatının koşturmacasına bırakmış. Ancak burada da bir çelişki var: Günümüzde, insanların doğa ile olan bağı giderek azalsa da, hâlâ o eski yaylanın ruhunu arayan insanlar, çoğu zaman o eski sakin yaşamı özlüyorlar.
Kuşmer Yaylası 2.500 metre yükseklikteki bir yerleşim yeri olarak, bir zamanlar çok basit ama hayatta kalmaya yönelik bir yaşam sunuyordu. Evler, taş duvarlarla inşa edilmişti, çünkü o malzeme yaylanın iklim koşullarına dayanıklı ve yaylanın dağlarında fazlasıyla mevcuttu, hem de bölgedeki yaşam biçimiyle uyumluydu. Yaylada yaşayanlar, o dönemde küçük yayla evlerinde aile üyeleri birbirleriyle çok daha sıkı bir bağ kurar, herkesin birbirine yakın olduğu bir ortamda yaşamlarını sürdürürlerdi. Ayrıca yayla evlerinde Mutfak ve Oturma Odası olarak kullanılan alanlar ne günümüz mutfaklarına ne de oturma odalarına benziyordu. Yemekler taş duvarın ortasına yapılan büyük gömme ocaklarda üç ayaklı demirlerin üzerinde pişirilirdi.
Yaylanın eski evlerinden geriye ne yazık ki fazla bir şey kalmamış. Kuşmer, zamanla büyük bir şehirleşme sürecine girmiş. Çok katlı binalar, asfalt yollar ve devam eden altyapı çalışmaları... O sade hayatın yerini beton binalar almış. Aslında burada sadece fiziksel yapılar değil, yaylanın ruhu da değişmiş gibi. Çocukların doğal ortamda oyun oynadığı, büyüklerin gece sohbetlerinde zaman geçirdiği o samimi yayla havası, şimdi çok az insanın anılarında kalan bir iz haline gelmiş.
Bu dönüşümün ardında elbette modern yaşamın gereksinimleri var. Sağlık, eğitim, ulaşım gibi temel hizmetlerin yaylaya ulaşmasıyla, bir zamanlar dış dünyadan izole olan bu yerleşim, şimdi çok daha entegre bir hale gelmiş. Fakat bir yandan da, yaylanın eski yaşam biçiminden gelen o sadelik, toplumsal dayanışma ve doğa ile iç içe olmanın oluşturduğu bağlar kaybolmuş olsa da son yıllarda Çaykara Şahinkayalılar Derneği önderliğinde bazı çalışmalar yapılarak eski kültürler yeni kuşaklara aktarılmaya çalışışıyor olsa da eskiye ait birçok değerimiz kayboldu hâlâ da kaybolmaya devam ediyor maalesef.
Kuşmer'in eski haliyle şimdiki durumu arasındaki en büyük fark, insanların yaşama biçimindeki köklü değişimdir. Bugün, yayla büyük ölçüde modern bir yerleşim yeri haline gelmiş hayvancılık faaliyetlerinin oldukça azaldığı ve zaman içinde artan imkanlar ile günümüzde birçok modern olanaklar sunuyor. Artık her evde elektrik, su, internet var. O eski taş evlerin yerine, betonarme yapılar yükselmiş. Eski o taş evlerin, mutfaklarında bulunan pekelerin, ocakların yerini, günümüz şehir hayatı konforunun bulunduğu mobilyalı evler almış. Büyük şehirlerin gürültüsünden, karmaşasından kaçmak isteyenler için Kuşmer yaylası, hâlâ bir cazibe merkezi olabilir ancak, eski yayla yaşamının o doğal ve sade ruhu artık maalesef kaybolmuş.
Eski yayla evleri ile birlikte peke kültürü de maalesef yok olmakla karşı karşıya peke deyip küçümsememek lazım, pekeler evlerimizin en değerli yeriydi bir zamanlar, pekeler pencere kenarına yapılır, önemli misafirler geldiğinde orada ağırlanır, yastıklar orada bulunurdu, uçaklar da business clası neyse evimizin pekeleride oydu bir zamanlar.
Sohbetin koyulaştığı anlarda sırtımızı yasladığımız minderlerle oturduğumuz ve hüzünlerimize ve mutluluğumuza ev sahipliği yapardı pekeler.hele orda uzanırken sobaya ayak uzatıp ısıtmanın zevki başkaydı.
Pekeler en koyu muhabbetlerin mekanı ve samimiyetin yansımasıydı. Günümüz evlerinde bulunan koltuk yada kanepeler gibi tek sıra halinde oturmak yerine pekelerde karışık, gelişi güzel bir oturma düzeni ve buna bağlı olarak gelişen muhabbetler vardı.
Misal:
-Ola orayı kimse vermez sana ha! (Ocak başı diye tabir edilen pekelerin en kıymetli yeri)
-Çek hau soradan çıkmalari,
-Değirmen taşini topla.. vb
Ayrıca pekelerde bugünkü gibi sehpa da kullanılmazdı. çay geldimi ayaklar eller kıvrılır tepsiye yer açılırdı. Pekelerin kıymetli ve itibarlı tarafı yukarı kısmı olan ve ocağın hemen yanına denk düşen kısmıydı. Pekeye dizilme ocak tarafından yaşın büyüklüğüne göre başlar cinsiyette dikkate alınarak suluğun kenarında biterdi.
Günümüzde maalesef böylesi bir kültür hızla kaybolup yok olmaya doğru gitmektedir.
Günümüzde, yaylaya daha çok tatil amaçlı gelen insanlar, eski hayatın yerini modern yaşamın sunduğu kolaylıklarla, sessizliğin tadını çıkararak geçirmeye çalışıyorlar. Ancak eski yayla hayatındaki o doğa ile iç içe, kolektif bir yaşam tarzı yerine daha bireysel bir yaşam tarzı hâkim.
Kuşmer Yaylası, her iki dönemin de izlerini taşıyor aslında. Geçmişin taş evlerinin bıraktığı nostaljik izler, modern yapıların dayatmalarıyla yer değiştirse de, yaylanın dağlarının etrafındaki doğal güzellikler, hala aynı. Fakat eski yayla kültürünün bir parçası olan geleneksel yaşam biçimi, topluluk içinde paylaşılan değerler, çocukların gaz lambası ışığında büyüklere ait anıların dinlenildiği o eski gece sohbetleri yok artık. O eski günler, belli bir yaşın üzerinde olanların hafızalarında artık anı olarak kaldı.
Yaylanın bu dönüşümünün bir yanıyla da, geçmişin değerlerine sahip çıkma ihtiyacı her zaman var. Çünkü modern yaşamın getirdiği kolaylıklar, insanları daha yalnızlaştırsa da, doğal yaşamla bağ kurma isteği her zaman var. Eski yayla yaşamını tamamen kaybetmeden, yeni dünyaya adapte olmanın yollarını bulmak, belki de gelecek nesillerin elinde olacak.
Kuşmer Yaylası'nın değişimi, geçmişin değerlerine sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Eğer yaylanın eski ruhunu yaşatmak isteniyorsa, belki de eski gelenek ve görenekleri koruyarak, o kültürel mirası yeniden canlandırmak mümkün olabilir. Bu tür dönüşümler, sadece fiziksel değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal değişimlerin de habercisidir.
.jpg)







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.